Radara yakalananlar - FIKRA

Nasreddin Hocadan Fıkralar

Söyle Bari
Hoca ormana gitmiş. Oturmuş bir dalın üstüne, başlamış kesmeye. Aşağıdan geçen bir yolcu Hoca'ya seslenmiş:- Be adam! İnsan oturduğu dalı keser mi ? Şimdi düşeceksin.Hoca adama aldırmamış; işine devam etmiş. Az sonra dal kırılmış. Hoca, cumburlop düşmüş.Düştüğü yerden perişan seslenmiş:
-Düşeceğimi bildin ne zaman öleceğimi de söyle bari.

 

Tutar mı?
Hocanın canı bir gün sarma çeker. Ama elinde yoğurt bakraçları anası da ağlamış ne yapim ne yapim derken aklına göl gelmiş. Gelmiş gölün kenarına, atmış bakraçları kenara çıkarmış sarmış sigarasını hafif hafif demleniyor. Sonra birden bekçinin düdüğünü duymuş. Eyvah şimdi yandik derken aniden atmış sarmayı bakracın içine sonrada bakracı tutmuş göle dökmeye başlamış. O esnada bekçide yanında bitivermiş. Bakmış bakmış anlamamış sonra hocaya sormuş ne yapıyorsun diye. Hocada görmüyor musun yoğurt mayalıyorum demiş. Bekçi kahakahalar içinde ilahi hoca koca göl hiç maya tutar mı demiş. Hocada ya tutarsa diye cevap vermiş. Sonra bekçi ilahi hoca diyip güle güle yoluna devam etmiş. Hoca hem keyfine hem yoğurda yanarken bekçinin arkasından bakıp şimdi bu salak herkese anlatır demiş.

Sıkarken
Nasrettin hoca bir gün yolun kenarında kedisini yıkıyomuş. Yoldan geçen arkadaşı hocaya:
-Hocam kediyi yıkama ölür demiş. Hoca aldırış etmemiş ve yıkamış. Arkadaşı dönüşte hocayı tekrar yolun kenarında görmüş. Kedi ölmüştü. adam:
-Hocam ben size kediyi yıkamayın ölür demedimmi? demiş.

Hoca:
-Ben kediyi yıkarken ölmediki sıkarken öldü demiş.

 

Baklava
Hoca akşamleyin eve doğru yürürken, baklava seven bir köylüyle karşılaşır.
-Hoca, kısa bir süre önce bir adam büyük bir tepsi baklava götüruüyordu...
-Beni ilgilendirmez!
-Fakat adam tepsiyi sizin eve götürüyordu.
-O zaman seni ilgilendirmez!

 

ALLAH BİLİYOR              
Nasreddin Hoca bir cimri tanıdığının evine gittiğinde tanıdığı ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmiş. Nasreddin Hoca bayat ekmeği dişi kesmeyince sinirinden balı kaşıkla yemeye başlamış. Ev sahibinin gözü yerinden oynamış :  
-Aman efendim, bal ekmekle yenmez ise, insanın içini sıyırır, demiş.  
Nasreddin Hoca hiç ses çıkarmadan balı bitirmiş ve :  
-Kimin içinin  sıyrıldığını Allah biliyor, demiş. 

AKLIN VARSA GÖLE KOŞ  
Hoca, bir gün kırlardan topladığı çalı çırpıyı eşeğine yükleyip evine götürürken :  
-Acaba, yaş çırpı da kurusu gibi yanar mı? diye düşünür ve şeytana uyarak çakmağını çakar ve alevi çalı çırpıya dokundurur. Aralarında kuruları da bulunan çalı çırpı hemen alev alır. Eşekte bir korku, bir telaş, huzursuzluktur başlar. Anıra anıra, çifte ata ata dört nala koşmağa başlar. Hoca da arkasından olanca gücüyle bağırır :  
-Aklın varsa göle koş!

http://www.mizahdelisi.com/nasrettin.htm 

 

Temelden Fıkralar

TEMELIN AMERIKA GEZISI

Temel Dallas'taki kuzeni Dursun'u görmeye gitmiş. Dursun Temel'i havaalanında karşılamış. Beraberce dışarı çıkmışlar. Temel bir bakmış 10 metre boyunda bir limuzin! "Uyyy, amma da büyük bu, da?!" Dursun hafifçe gülmüş. "Temel'im burası Amerika! Burada her bir şey büyük!" Yola çıkmışlar, Dursun'un çiftliğinin kapısından içeri girmişler. Git git, bir türlü eve varmıyorlar. Temel şaşkınlık içinde: "Uyy, amma da büyük çiftlik, da?!" Dursun gene hafifçe gülmüş. "Temelim burası Amerika! Burada her bir şey büyük!" Neyse, aksam olmuş, yemek salonuna geçmişler. Salonun ortasında kocaman bir masa. Bir ucunda Temel, bir ucunda Dursun. Temel Dursun'u taa uzaktan zor seçiyor. "Uyy!" diye bağırmış "amma büyük masa, da!" Dursun'un sesi gelmiş, "Temelim burası Amerika! Burada her bir şey büyük!" Yemekten sonra Temel'in tuvalete gitmesi gerekmiş. Dursun "Temelim, alt kata in, soldan üçüncü kapı" diye tarif etmiş. Temel alt kata inmiş ama sol yerine sağdan üçüncü kapıya girmiş. Orası evin havuzunun olduğu yermiş. Heryer karanlık olduğu için Temel elektrik düğmesini ararken havuza düşmüş. Can havliyle bağırmaya başlamış: "Sifonu çekmeyiiin!! Sifonu çekmeyiiin!"

 

DEĞİŞTİ DEMESİNLER DİYE
Temel son işinde nihayet başarılı olmuş, çok para kazanmış.
Temel'e; "Zengin oldun ama borçlarını ödemiyorsun, nedendir?" diye sormuşlardır.
Temel'de; "Zengin oldu da değişti demesinler diye demiş.

YAĞMUR BAŞLAYINCA
Temel, Dursun'a misafirliğe gitmiş.
Gece sağnak halde yağmur başlayınca;
Dursun konukseverlik göstermiş: "Temel çok fena yağmur yağıyor, eve gitme, burada kal."
Temel kabul etmiş, ama ansızın ortadan kaybolmuş.
Aradan epeyce zaman geçtikten sonra kapı çalmış, bakmışlar kapıda sırılsıklam Temel:
"Neredesun ula Temel merak ettik ?"
"Eve cittum pijamamu aldum da..."

TELİ OLMAK ŞART MİDUR?
Temel'le Dursun hasbihal etmektedirler.
Temel: "Ula Tursun, pen Pelediye paşkanı olmak isteyrum der.
Dursun çok şaşırır ve arkadaşına çıkışır: "Ula Temel, Sen teli misun?"
Temel: "Teli olmak şartmidur?"

HEPSİ ON EDER
Elinde karnesi ile babasının yanına sevinçle gelen
Temel’e babası sorar:
"Notların nasul?"
Temel: "On aldum papaçuğum, on aldum..."
Sevinçle karneyi eline alan baba karneye bir
göz atıp notların 1,2 olduğunu görünce, öfkeyle karışık sorar:
"Hani ula nerede on?"
Temel gayet sakin cevap verir: "Toplarsan papaçuğum hepsi on edeyi.